21 Mart 2012 Çarşamba

Final Four

Yıllar önceki maçları pozisyonu pozisyonuna hatırlayanlar bence insan değil. Hani okullarda her soruya cevap vermek için sürekli tekrar yapan uzaylılar olur ya, heh işte onlarla aynı aileden bunlar.

Şu anda önümde oturan liseli son 3 haftanın bütün maçlarının çarpıcı pozisyonlarının yanı sıra, uzun süredir ilk defa duyduğum final four maçlarındaki Türk takımlarının performanslarını ve talihsizliklerini anlatıyor. Bence onun anlattığı şeyleri büyük ihtimalle o maçı anlatan spiker dahi hatırlamıyordur.

Ben o yaşlardayken daha ergensiydim. Dilime vurmamış bile olsa amacım genellikle kızlardı. Onlardan istediğim gibi yüz bulamama rağmen yine de onlardan vazgeçmemiştim. Halen de vazgeçtim sayılmaz.

Lise yıllarında yaşıtım sayılabilecek kızlar haricinde öğretmenime de ilgi duymuşluğum var. İlgi duymuşluğum dediğime bakmayın, onunla sohbet etmek hoşuma gidiyordu. Zaten aslına bakılırsa aramızdaki aramızdaki yaş farkı değil 1 elin parmak sayısını, yarısını bile geçmiyordu. Kendisi 3 senelik lise hayatından sonra üniversiteye girmiş ve normal sürede mezun olmuştu. Mezun olduğu sene de bizim okulda öğretmenliğe başlamıştı. Buna bir de ilkokula erken başlama gibi bir klasik eklenince kendisi 21 yaşında öğretmenliğe başlamış oluyor yani. Eeeee bende 4 yıllık lisenin son senesinde 18 yaşımı doldurduğum için aramızda yaş farkı yok gibi birşeydi.

Gelelim konumuza; eğer lise dönemi final fourumu anlatmam istenirse 1. sırayı bu hocam alır. 2. sırada bir türlü açılamadığım uzun boylu kız (adını net hatırlamıyorum) yer alır. 3. ve 4. sırada ise adaşlar, yani Tuğçeler olurdu.

İşte, bende o dönemle alakalı bu konudaki bütün pozisyonları anlatabilirim.

20 Mart 2012 Salı

Gereksiz efor

Galatasaraylıyım ama kalecinin ismini söyle deseniz söyleyemem. O kadar yani. Galatasaray'ın yendiği maçlara sevinirken, yenildiği maçlara üzülüyorum. Beraberlik durumunda ise yaptığım tek şey yensek ne olurdu, yenilsek ne olurdu deyip muhakeme sonucu tepkimi belirlemek.

Fenerbahçe ise benim için nedenini bilmediğim bir nefret. Fenerbahçeyi tutanlarla, futbolcularıyla ya da herhangi bir şeyiyle alakalı bir durumum yok. Neredeyse ülkemin güzide yada güzide olmayan her takımının formasını giyebilirim fakat sarı ve lacivertin yan yana bulunduğu hiç bir formayı giymek istemem. Allah korusun.

2 gün önce, sosyal alemi sallayan, sokakların tansiyonunu yükselten, küfürleşmelere neden olan bir maç vardı. Büyük derbi. Herkes, takımı hakkında hiç bir şey bilmeyen bile, yeneceğiz diye tutturmuştu. Ama hiç biri değil takımının muhtemel 11'lerini, son yaptığı maçın sonucunu bile söyleyemeyecek durumda değildi. Denedim, gördüm.

Bana göre daha bu maç başlamadan sonucu belli olan bir maçtı. Yanlış bilmiyorsam Galatasaray için play-off'u garantileme amaçtı. Dolayısıyla en azından berabere kalmalıydı. Fenerbahçe ise yenmek istiyordu. Çünkü alttan gelen Tranzonspor Gençlerbirliği ile berabere kalmıştı ve puanı 53 idi. Beşiktaş  ise Manisaspor'u yenerse puanı 53 olacaktı. Galatasaray maçından sonraki maçları ise ligde play-offa girme şansı olan Bursaspor, Trabzonspor ve düşme olmamasına rağmen düşme hattındaki Antalyaspor'du. Bu demek oluyordu ki Galatasaray'dan koparacakları her puan değerliydi. Galatasaray'a ise 1 puan dahi yetiyordu. Eğer sonraki haftalarda yenilirse bile bir şey farketmeyecekti ve bana bile aptalca gelen play-off'a kalabilecekti.

O yüzden aslında neredeyse sonucu belli olan bir maç için insanların birbiriyle kapışması anlamsız geliyor bana. Bunun hesabını, kitabını yapmışlardır herhalde. Koskaca kulüpler bunu yapamayacak değil ya. Taraftarların burada yaptıkları sadece kulüp yönetiminin oturdukları yerde memnun etmek. Yani, aslında gereksiz bir hareket.

İş orada da bitmedi. Benim içimden geldiği gibi maç berabere bitti. İyi bari, artık atışmazlar demişken bu sefer başka şeyler çıktı ortaya. Direk yamukmuş, Fenerbahçe üçbuçuk atmış, o neymiş öyle tükürükler gibi kin dolu cümleler bir taraftan gelirken, diğer taraftan 10larca yıl önce olan dosyalar açıldı, bir ya da bir kaç maç önceki şeyler söylendi, beraberliğe de sevinilir miymiş dendi. Her 2 taraf hem haklıydı, hem de haksız.

Çünkü, kendi tarihlerini bana göre inkar etmiş oluyorlardı. Daha kısa süre önce toprağa verdiğimiz Ordinaryüs'ün kemiklerinin sızladığını düşünüyorum. Biz değil miydik onu 10larca takımın taraftarı onun cenazesinde kardeş olan? Ordinaryüs değil sadece Sedat Balkan'ın cenazesinde de omuz omuza değil miydi bu takımlar? Eee, o zaman bu kin ne?

Tabi, insanların mutlu olma isteği başka bir konu. Ama bunun için birilerine küfretmek ne kadar gerekli, onu herkesin kendi yüreği bilir.